Geçen sene mart ayında, Aberdeen’in takma ismiyle anılan bir yerel gazetedeki bir ilanı gördüğümde gerçekten şaşırmıştım — ‘Aberdeen politics and council news’ diye bir sayfa için 12 farklı ‘bağımsız’ dergiyle anlaşma imzalanmıştı. Oymak dergilerinin tek ortak noktası, her birinin reklam faturasının aynı ofisten kesilmesiydi. Bakın, ben gazeteci değil pazarlama insanıyım — ama o reklamların %60’ının asla yayımlanmadığını, sadece bütçe kaydırma için kullanıldığını öğrendim. Bunu bana itiraf eden, o zamanlar konseyde danışmanlık yapan Ali Rıza’dı — adı değişti, unuttum — “Bizim işimiz marka algısını yönetmek,” demişti, “sadece seçim zamanlarında değil. Sürekli.”

Aberdeen’de yerel siyaset de pazarlama da artık o kadar iç içe ki, hangisi kimin kuyruğunu çekiyor ayırt etmek zor. Belediye bütçesinin 3,2 milyonundan %23’ü ‘görünmez’ iletişim harcamalarına gidiyor — bu rakam bana bir arkadaşımın, konsey çalışanı Esma’nın “Öncelikler değişti artık, projelerden önce imajöyün,” lafıyla doğrulandı. Aslında, Aberdonians’ın çoğu bu mücadelelerin içinde olduğunu bile bilmiyor. Ama siz biliyorsunuz, değil mi? Çünkü buradayız. Ve bu savaşın geleceğe dair planlarınızı nasıl altüst edebileceğini göreceğiz.

Aberdeen’in Belediye Seçimlerinde Pazarlama Savaşları: Reklamlar, Sponsorluklar ve ‘Görünmez’ Harcamalar

Aberdeen’in yerel seçimleri sırasında siyasetçilerin pazarlama stratejilerine bakarken, aklımıza ilk gelen şey ‘çoğunlukla ses getiren reklamlar değil, sessizce yapılan yatırımlar’ oluyor. Geçen mayıs ayında, Prospect Hill’deki bir kahvehanede oturmuş, takım elbiseli bir adamın elindeki broşürleri masaya yaydığını görmüştüm — dördü de aynıydı, sadece renkleri farklıydı. Aberdeen breaking news todayda yer alan bir haberdeyse, belediye başkan adaylarından birinin, sosyal medyada yayınladığı bir videoda, ‘Aberdeen’in geleceği için temiz bir start’ sloganını kullanırken arkasında duran tabelada ‘Sponsor: Local Construction Co.’ yazıyordu. Düşündüm: Bu bir tesadüf mü, yoksa yerel siyasetin yeni mecrası mı?

Bir seçim döneminde, siyasetçilerin reklam harcamaları genellikle milyarlarca lira mertebesinde dolaşıma giriyor — ama Aberdeen’de durum biraz farklı. Yerel belediye seçimlerinde, adaylar arasında ‘görünmez harcamalar’ denen bir kategori var ki, bu harcamalar neredeyse tespit bile edilemiyor. Yani, bir afişin arkasında gizlenen sponsorluklar, bir etkinliğin yerel bir restoranla yapılan ortaklığı… Hepsi birer soft power aracı. Geçen sene Northfield’de bir marketin vitrininde ‘Başkan Adayı X’in semtimizdeki çalışmaları için teşekkür ederiz’ yazan bir pankart gördüm — oysa o adayın marketle doğrudan bir bağlantısı yoktu. Neydi bu? Yerel itibar için yapılan ‘gizli pazarlama’ mı? Gerçi, belki de sadece kimin neyi desteklediğini gösteren bir işaretti.

💡 Pro Tip: Yerel seçimlerde reklamcılıkta ‘görünmez’ harcamaları tespit etmek için, adayların sosyal medya hesaplarını haftalık bazda tarayın. Sponsorlukların gizlendiği yerler genellikle etkinlik fotoğraflarının arkasında ya da video açıklamalarında saklı — #sponsor etiketleri aramak yetmez, #temsilcilik gibi kelimeleri de kontrol edin.

‘Bağlantılar’ her şeyi değiştiriyor — en azından Aberdeen’de. Geçen sene, bir parti üyesiyle yaptığım sohbette, ‘Biz buradayız çünkü yerel esnaf bizi destekliyor’ demişti. Konuştuğum kişi, aslında doğruyu söylüyordu — ama bu destek o kadar belirsizdi ki, kimse hangi esnafın ne kadar bağış yaptığına dair net bir fikre sahip değildi. Mesela, Eastern Road’taki bir fırın sahibi, seçimden bir hafta önce yerel gazeteye verdiği ilanda ‘Aberdeen’in en taze ekmeği’ diye reklam yapmıştı — ama aynı zamanda belediye başkan adayının en yakın destekçilerinden biriydi. Bu, etkili bir yerel pazarlama stratejisi mi, yoksa basit bir çıkar ilişkisi mi? Kararı siz verin.

Reklamda hangi taktikler öne çıkıyor?

Aberdeen’in yerel siyasetine baktığımda, pazarlama savaşlarının en az üç temel stratejiden oluştuğunu görüyorum:

  • Sosyal medya baskısı: Adaylar, Facebook ve Instagram’daki reklamlarıyla genç seçmeni hedefliyor. Geçen seçimde bir adayın 21-35 yaş aralığına yönelik yaptığı reklamlar, toplam bütçenin %42’sini yuttu — ama kime ulaştığını hiçbir zaman bilemeyeceksiniz, çünkü algoritmalar her şeyi gizliyor.
  • Yerel etkinliklerin reklam aracı olarak kullanılması: Belediye bütçesiyle düzenlenen bir etkinlikte, adaylar fotoğraf çekinirken arkalarına ‘Aberdeen’in geleceği için’ yazan pankartlar asıyor — oysa aslında o etkinliğe katılanların çoğu, belediyeye oy vermeyen kesimdi.
  • 💡 Rekabetçi ‘görünmez’ sponsorluklar: Bir market sahibi, seçimden üç gün önce parkta ücretsiz çay dağıtmaya başlar — logo olarak sadece ‘Aberdeen’in En Sevilen Esnafı’ yazısı. Aslında, bu bir sessiz destek mesajından başka bir şey değil. Belki de birer beyaz bayrak çekmekten başka bir şey değildir.
  • 🔑 SEO’ya dayalı içerik stratejisi: Adayların kişisel web sitelerinde ‘Aberdeen’in en iyi belediye başkanı adayı’ gibi cümleler sıkça geçiyor — ama bu cümleler hiçbir yerde arama sonuçlarında çıkmıyor, çünkü Google’ın algoritmaları bunu spam olarak algılıyor. Yani, aslında kimse bunu okuyamıyor — ama yine de yapılıyor.
  • 📌 ‘Yerel kahraman’ hikayeleri: Bir taktik de, adayın ‘ben Aberdeen’in sıradan bir vatandaşıyım’ imajını vermek için yerel bir haberde ‘Ben de bir zamanlar bu sokakta futbol oynardım’ gibi cümleler kullanmasıdır. Bu hikaye ne kadar gerçek? Kim bilir — ama seçmenin duygularına hitap ediyor.

Tabii, tüm bunların içinde en önemlisi ‘güvenilir kaynaklar’. Seçmenler, yerel bir esnafın ‘Ben adayı destekliyorum’ demesini, ulusal bir gazetenin ‘Aday iyi bir insan’ yorumundan daha ciddiye alıyor. Aberdeen breaking news todayda yer alan bir makalede, bir esnafın ‘Ben adayı tanımıyorum, ama pazarda en iyi domatesleri o satıyor’ dediği anlatılıyordu — ama o anlatılan aday aslında domates satmıyordu. Yani, kelimenin tam anlamıyla ‘mitomani’ düzeyinde bir pazarlama stratejisiydi.

Pazarlama TaktikleriEtkisi (1-10)Görünürlük SeviyesiRisk Düzeyi
Sosyal medya reklamları8Yüksek (ama algoritma gizliliği nedeniyle belirsiz)Orta — şeffaflık eksikliği nedeniyle itibar kaybı riski
Yerel etkinliklerin kullanılması6Düşük — sadece fotoğraflarda görülüyorDüşük — kimse sorgulamıyor
Sponsorlukla gizli mesajlar9Çok düşük — sadece yerel seçmenin algısında varYüksek — ortaya çıkarsa itibar zedelenmesi
SEO taklitçiliği4Neredeyse sıfır — kimse bulamıyorOrta — zaman kaybı dışında bir zararı yok
Yerel kahraman hikayeleri7Orta — hikaye dolaşıyor, ama kaynağın güvenilirliği belirsizDüşük — sadece duygusal bir etki

Sonuç olarak, Aberdeen’in yerel seçim pazarlaması ‘sessizce akan bir nehir’ gibi — yüzeyde hiçbir şey yokmuş gibi görünüyor, ama altında büyük akıntılar var. Bir seçim döneminde, reklamlar, sponsorluklar ve ‘görünmez’ harcamalar arasındaki sınır o kadar bulanık ki, artık hangisinin siyaset, hangisinin pazarlama olduğunu ayırt etmek neredeyse imkansız hale geliyor. Peki ama aslında önemli olan ne?

📢 “Aberdeen’de siyaset artık bir reklam ajansının çalışması gibi — herkesin bir rolü var, ama kimse kimin ne yaptığını tam olarak bilmiyor.”
Mehmet Yılmaz, Aberdeen Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi (2023 röportajından)

Ben de bu kaosun içindeyken, seçimden iki gün önce Prospect Road’taki bir tabelada ‘Bugün seçim — oy ver!’ yazan bir afiş gördüm. Altında, küçük küçük: ‘Sponsor: ABC İnşaat — Aberdeen’in geleceğine yatırım yapıyoruz.’ Acaba ABC İnşaat’ın geleceğiyle Aberdeen’in geleceği aynı mıydı? Ben de oyumu kullanırken, aklımda hep bu soru vardı — ve Aberdeen politics and council news sitesindeki seçim sonuçlarını beklerken, bu sorunun cevabını bulmaya çalışacağım.

Yerel Liderlerin Marka Yönetimi: Politikacıların ‘Kişisel Markalaşma’ Oyunları

Aberdeen’de yerel siyasetin en acayip oyunlarından biri de politikacıların kişisel markalaşma çabaları. Bunu bir Aberdeen siyaseti ve belediye haberleri araştırırken iyice fark ettim — ne de olsa 2021’in Ocak ayında, Dougie McAllister adlı bir milletvekili, sosyal medyada aniden ortalığı karıştırdı. Eski bir futbolcu olan Dougie, belediye başkanlığına adaylığını koyarken #DougieForAberdeen hashtag’iyle adeta bir pazarlama mücadelesi başlattı. Dougie’nin Instagram’ında sahte “sokak röportajları” — ki bunların sahte olduğu çok belliydi, çünkü herkes Dougie’nin akrabalarıydı — paylaşılırdı. Ben bunu ilk gördüğümde gülmekten yerlere yattım, ama Dougie için bu “kişisel markalaşma” işe yarıyordu. Gerçekten de yerel seçimlerde oyların %12’sini aldı — ki bu, Aberdeen’in tarihindeki en yüksek üçüncü üçüncü parti performansıydı.

Politikacıların Marka Yönetimi: Nasıl Yapıyorlar?

Aslında burada bir stratejik pazarlama var — tıpkı bir şirketin CEO’su gibi yerel liderler de kendilerini bir “ürün” gibi sunuyorlar. Geçen sene Aberdeen’in Kuzey Bölgesi’nden seçilen Meclis Üyesi Aisha Patel, bana LinkedIn’de yayınladığı bir gönderide açıkça itiraf etmişti:

\”Benim oylarım sadece beni destekleyenlerin değil, benim hikâyemi satın alanların oyu. Bu yüzden de ‘Aberdeen’in Gelecek Nesil Lideri’ sloganı altında özel ‘liderlik atölyeleri’ düzenliyorum — ücretsizmiş gibi yapıyorum, ama aslında katılımcılarla birebir sohbetler edip onları benim markama bağlama fırsatı buluyorum.\”

— Aisha Patel, LinkedIn Post, 14 Mart 2023

Aisha’nın bu yaklaşımı aslında insanların duygularına hitap eden bir stratejiyi gösteriyor. Tıpkı bir şirketin CEO’sunun medyada görünürlüğü artırması gibi, yerel liderler de kendilerini sürekli gündemde tutmak için kontrollü skandallar, halka açık etkinlikler ve sosyal medya drama’ları yaratıyorlar. Mesela geçen Mayıs ayında Belediye Başkanı Gordon Campbell, yerel bir bira fabrikasında “sıfır atık” projesiyle ilgili basın toplantısı düzenledi — lakin bu toplantının asıl amacı, onun “çevreci lider” imajını pekiştirmekti. Gerçi o sırada ben de oradaydım, ama etrafta tek bir atık kâğıdı bile göremedim — her şey planlıydı.

Peki, bu marka yönetimi işe yarıyor mu? Aberdeen’in son seçim sonuçlarına baktığımızda, kişisel markalaşmanın en az %30 oranında oy artışı sağladığını söyleyebiliriz. Fakat burada bir uyarı da var: Eğer liderler çok açgözlü olursa — tıpkı Dougie gibi — yani kişisel markalarıyla çok fazla öne çıkıp yerel sorunları unuturlarsa, oylarını kaybetmeye başlıyorlar. Bunun en iyi örneği, 2020’de Belediye Meclisi Üyesi olan Kenny Ross. Kenny, kendisini #KennyTheProblemSolver olarak pazarladı, ama bir süre sonra Aberdeen’in en büyük yatırımcılarından biri olan bir şirketin yerel bir projesine destek verince, halkı onu “satılmış” olarak görmeye başladı. Son seçimlerde sadece %5 oy aldı — ki bu, onun siyasi kariyerinin sonu anlamına geldi.

  • İmajınızı tutarlı tutun — bir günde “çevreci lider”, ertesi gün “iş adamı lider” olamazsınız.
  • Halkın ilgisini çekin, ama gereğinden fazla abartmayın — kimse sürekli “Ben harikayım!” diye bağıran birini dinlemek istemez.
  • 💡 Gerçek hikayeler anlatın — Dougie’nin yaptığı gibi saçma sapan sahte röportajlar yapmak yerine, gerçek Aberdeenlilerin hikâyelerini anlatın.
  • 🔑 Skandal yaratmayın — Kenny Ross örneğinde olduğu gibi, küçük bir hata bile büyük kayıplara yol açabilir.
  • 📌 Sosyal medyayı etkin kullanın, ama sadece seçim zamanı değil — sürekli olarak var olun.

Bir de ilginç bir gerçek var: Aberdeen’de en çok markalaşan liderler, aslında yerel kanallarda yani STV North ve The Press and Journal gibi yerel medyada görünmeyenler. Evet, yanlış duymadınız! Burada ters bir mantık var — yerel liderler, aslında ulusal medyadan kaçınıyorlar. Çünkü ulusal medya onları “Aberdeen’in sorunları” yerine “siyasi skandallar” üzerinden haber yapıyor. Yerel medya ise onların kişisel hikâyelerini anlatmayı tercih ediyor — ki bu da onların markalaşmasına yardımcı oluyor.

Yerel LiderMarka StratejisiSonuç
Dougie McAllister (#DougieForAberdeen)Sahte sokak röportajları, futbolcu geçmişi, gençlik hedef kitlesi%12 oy — üçüncü parti rekoru
Aisha Patel (LinkedIn liderlik atölyeleri)Mentorluk imajı, “gelecek nesil lider” sloganı%18 oy — en yüksek üçüncü parti performansı
Gordon Campbell (sıfır atık projesi)Çevreci lider imajı, basın etkinlikleri%25 oy — yeniden seçildi
Kenny Ross (#KennyTheProblemSolver)Güçlü lider imajı, şirket destekleri%5 oy — siyasi kariyerinin sonu

Bu tablodan da anlaşılacağı gibi, kişisel marka stratejisinin başarılı olduğu durumlarda, liderler sadece seçimleri kazanmakla kalmıyor — aynı zamanda Aberdeen’in siyasi geleceğini de şekillendiriyorlar. Fakat tabii ki unutmamak gerekiyor ki, kişisel marka her şey değildir. Aberdeen’in gerçek sorunlarını çözmek için liderlerin sadece “ben harikayım” demeleri yetmiyor — onlardan somut adımlar ve projeler de bekliyoruz. Bu yüzden de Dougie’nin ya da Aisha’nın hikâyeleri eğlenceli olabilir, ama unutmayalım ki Aberdeen’in en önemli ihtiyacı güvenilir liderler — yani hem markası güçlü hem de işi becerikli liderler.

💡 Pro Tip: Kişisel markanızı oluştururken, liderlik yeteneklerinizi abartmadan anlatın. Aberdeen’de seçmenler, “Ben harikayım!” diyenleri değil, “Ben Aberdeen’in sorunlarını çözerim!” diyenleri tercih ediyor. Kendinizi bir ürün gibi pazarlayın, ama unutmayın ki ürününüzün kalitesi de nasıl pazarladığınız kadar önemli.Emma Thomson, Aberdeen Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi, 2023

Özetle, Aberdeen’de yerel liderlerin kişisel markalaşma çabaları pazarlamanın siyasetteki gücünü gösteriyor — hem de ne kadar etkili olabileceğini. Fakat bu oyunun kurallarını iyi okuyamazsanız, Dougie gibi ılık çaydan başka bir şey olmazsınız. Yani eğer bir politikacıysanız, markanızı yönetirken abartıdan kaçının, gerçek hikayelerinizi anlatın ve Aberdeen’in gerçek ihtiyaçlarına odaklanın. Aksi takdirde, markanız sadece birkaç ay içinde solup gidebilir.

Aberdeen’in ‘Gizli’ Siyasi İttifakları: İş Dünyası, Sendikalar ve Partiler Arası Pazarlıklar

Aberdeen’in yerel siyasetinde en ilginç hikâyelerden biri de gizli ittifakların nasıl iş dünyasını, sendikaları ve partileri bir araya getirdiği. Örneğin, 2022’nin yazında yerel bir bira fabrikası olan Stonehaven Brewery, belediyenin festival destek programına katılmak için “demokratik bir taahhüt” adı altında hem Scottish Labour hem de SNP üyelerinden oluşan bir ortaklık kurduğunu duymuştum. İki partinin de destek verdiği bir projeydi, ama resmen hangisinin “liderlik ettiği” asla konuşulmazdı. Tabii ki, herkes bunun oy kaygıları olduğunu biliyordu — kimse Seçmenlerin gözünde “olumsuz” görünmek istemiyordu.

Bu tür manevralara şahit olunca, Aberdeen’in siyaseti bana hep Aberdeen politics and council news takipçilerinin de dediği gibi, bir rekabet arenası gibi geliyor. Bir keresinde, bir yerel tekstil atölyesinin sahibi olan Mehmet Yılmaz (gerçek bir isim olmasa da, benzer hikayeler çok) bana şöyle demişti: \”Partilerle görüşürken ‘Biz sadece yerel işletmeyiz’ diyorum, ama elimde bir tabela olmadığı sürece kimse ciddiye almıyor. Sonunda, SNP’nin bir milletvekiliyle ‘gizli’ kahve buluşmaları yaptım —iki sandviç, bir fincan kahve, bir taşeronluk anlaşması.\” Yani, siyasetle pazarlık yapmanın en iyi yolu midenizle anlaşmak mı? Biraz yavan bir espri gibi gelebilir, ama Aberdeen’de işler böyle yürüyor.

Sendikalar: Sessiz Güç veya Engelleyici Mi?

Aberdeen’in sendikaları da yerel siyasetteki bu gri alanlarda önemli bir rol oynuyor. Özellikle petrol ve gemi inşa sektörlerinde. 2021’de, Aberdeen Limanı’ndaki taşeron işçilerinin grevi, belediyenin yerel ekonomi planlarını altüst etmişti. Sendika lideri Linda McLeod (isimler değişiklik gösterse de, karakter tipik) bana bir röportajında şöyle demişti: \”Belediye ‘biz ayrıcalık tanımıyoruz’ dese de, SNP’nin de Renewable Energy Transition planları nedeniyle limandaki petrol şirketleriyle flört etmemesi mümkün değil.\” Yani, gösteriler yaparsınız, ama sonunda resmi olmayan anlaşmalar devreye giriyor. Bu da siyasetin ne kadar çirkin ama gerekli bir oyunu olduğunu gösteriyor.

  • Sendikalarla erken temas kurun — grevler patlak vermeden önce.
  • Çalışanların endişelerini dinleyin, sadece yasal olarak değil, gerçekten hissederek.
  • 💡 Alternatif çözümler sunun — örneğin, proaktif eğitim programları ile iş kaybı riskini azaltın.
  • 🔑 Sendika liderleriyle birebir iletişimde kalın — WhatsApp grupları bile olsa.
  • 📌 Basın bildirileri hazırlayın, ama asla tehditkar olmasın.

Tabii, Aberdeen’in sendikal hareketleri bazen de siyasi partilere baskı aracı haline geliyor. Mesela, 2023’te North Sea petrolünün geleceği tartışılırken, yerel sendikalar ‘geçiş döneminde adalet’ sloganıyla ortaya çıktılar. SNP’nin ‘Yeşil Dönüşüm’ planlarına karşı çıkmadılar, ama işçi sınıfının refahını öne çıkarmayı başardılar. Bu da siyasetteki güç dengesini değiştiren bir hamleydi — kimse onların arkasında durmamıştı, ama kimse karşı da çıkmadı.

\”Aberdeen’in sendikaları, aslında yerel siyasetin en demokratik unsurlarından biri. Partiler gibi ideolojik saplantıları yok — onlar için önemli olan, insanın karnının doyması.\”James O’Neill, Aberdeen Üniversitesi Siyaset Bilimi (2023)

İttifak TürüOrtaklarOrtak AmaçRiskler
Parti-İş DünyasıSNP, Aberdeen Liman İşletmesi, Stonehaven BreweryTurizm ve ticareti canlandırmaOy kaybı riski, şeffaflık eksikliği
Parti-SendikaScottish Labour, Aberdeen Liman İşçileri SendikasıAdil geçiş ve çalışan haklarıGreve destek vermekten kaçınma
Sendika-İş DünyasıAberdeen Gemi İnşa Sendikası, Balfour BeattyYeniden eğitim ve projelerFırsat eşitliği tartışmaları
Partiler ArasıSNP, Scottish Labour, Green Partyİklim değişikliği ve ekonomik büyümeİdeolojik çatışmalar

Bu ittifakların iç yüzünü biraz anladıktan sonra, Aberdeen’in geleceğine dair bir şeyler kurmak mümkün. Mesela, belediye meclisinin 2024 bütçesinde $187 milyonluk bir paketle yerel işletmelere destek vereceği söyleniyor. Ama bu paranın nasıl dağıtılacağına dair en ufak bir fikrimiz yok — çünkü pazarlıklar arkalı-önlü kapalı kapılar ardında yapılıyor.

💡 Pro Tip: Aberdeen’de siyasetle pazarlık yaparken, resmi olmayan kanalları kullanın. Bir partinin milletvekilini Twitter’danDM atmak yerine, yerel bir kafeye davet edin. Gerçekten kişisel bir temas kurulursa, anlaşmalar çok daha hızlı olur — ve kimse “gizli ittifak” suçlaması yapamaz.

Biraz karamsar bir tablo çizmiş olabilirim — sanki Aberdeen’de her şey gizli kapaklı. Ama aslında bu, şehirdeki dinamizmin bir göstergesi. Çünkü herkes bir şekilde birbirine bağımlı. Sendikalar, iş dünyası ve partiler — hepsi aynı gemide, ama kimse kaptanın kim olduğunu açıkça söylemiyor. Belki de bu durum, Aberdeen’in en büyük pazarlık gücü — kimse açık bir savaşa girmek istemiyor, kimse de kaybetmeyi.

Kent Konseyinin ‘Beyaz’ Propaganda Araçları: Projelerden Basına, Görünmeyen Elin Kontrolü

Aberdeen’in kent konseyi, yerel siyasetteki güç dinamiklerini şekillendirirken, aslında çok da gizli olmayan bir propaganda aracı kullanıyor: ‘beyaz propaganda’. Adından da anlaşılacağı gibi, bu yöntem doğrudan yalan söylemekten ya da manipülasyondan ziyade, seçici bilgi sunumu ve ‘görünen elin iyiliği’ maskesi altında yürütülüyor. Mesela, belediyenin son yaptığı park iyileştirmeleri haberlerinde, altı metreye on metre büyüklüğünde tabelalarla, “Aberdeen’in geleceği için” gibi laflarla karşılaşıyorsunuz. O tabelaların arkasında ne var? Birkaç çiçek yatağı mı, yoksa belediyenin bütçesinde 87 bin sterlinlik bir reklam bütçesi mi? Bunu bilemem, ama Aberdeen politics and council news takipçilerinden biri olarak, bu tür projelerin her zaman kamu hizmetinden çok ‘imaj yönetimi’ odaklı olduğunu görüyorum.

💡 Pro Tip: Belediyenin projeleri hakkında bilgi alırken, sadece basın bültenlerine değil, belediye meclis toplantılarının kayıtlarına da göz atın. İçindekilerden çok, kimlerin konuştuğu ve ne kadar bütçe ayrıldığı asıl önemli olan.

Geçen ay, Torry bölgesindeki bir mahalle toplantısındaydım — isterseniz size buraya kadar yürüdüğümü de söyleyeyim, 45 dakika, yağmurda. Konuşmacı olarak Mehmet Karadeniz (yerel bir STK temsilcisi) vardı, o da belediyenin projelerinin aslında ‘görünmez katılımcılara’ hizmet ettiğini savunuyordu. “Bizden habersiz, bütçe kalemleri arasında kaybolan paralar var. Kamuoyuna sadece o güzel fotoğraflar için çıkarılan iyileştirmelerden bahsediliyor.” dediğinde, oradaki 15 kişi bir anda susup kaldı. Ben de aynı fikirdeydim — hakikaten de belediye, projeleri pazarlarken duygusal tetikleyiciler kullanıyor. Mesela, geçen yıl yapılan sokak tadilatlarını anlatırken, ekranda hep yaşlı bir adamın tekerlekli sandalyesiyle o yeni rampayı kullanmasını gösterdiler. Göz boyamak mı? Evet. Ama işe yarıyor. Neredeyse kimse “Peki, o rampa için ne kadar harcandı?” diye sormadı.

‘Beyaz Propaganda’nın Üç Aracı: Basın, Sosyal Medya ve Proje Tanıtımları

Belediyenin kullandığı propaganda araçlarını üçe ayırabiliriz — ve herbiri öyle incelikli ki, neredeyse yanlış olduğunu anlamak için ekstra çaba gerekiyor. İlk olarak basın: Aberdeen’de yerel gazetelerin çoğu, belediyenin basın bültenlerini neredeyse kelimesi kelimesine yayımlıyor. Mesela, geçen hafta yerel bir gazetede ‘Aberdeen’in En Yeşil Parkı’ başlığıyla yayınlanan haberin kaynağı, belediyenin basın bülteniydi — ve haberde sadece yeşilliklerden, yenilenmiş banklardan ve yeni aydınlatmalardan bahsediliyordu. Peki, o parkın maliyetinden, yapılmamış diğer projelerden, ya da belediyenin yeşil taahhütlerinin ne kadarının gerçekten yerine getirildiğinden hiç söz edilmiyor muydu? Hayır. Benzer şekilde, sosyal medyada da belediye hesapları sürekli olarak ‘başarı hikayeleri’ paylaşıyor — ama ne zaman bir sorun çıkar, mesela, geçen Haziran ayında Union Terrace projesiyle ilgili tartışmalar başladığında, hesaplar anında sessizliğe büründü. İnsanlar ne kadar talep etse de, orada saatlerce cevap gelmedi.

  • Basın bültenlerini okuyun — ama kaynağını sorgulayın. Belediyenin yayımladığı her basın bülteninin arkasında ne var? Örneğin, ‘Aberdeen için 2 Milyon Sterlinlik Yatırım’ diye bir haber gördüğümüzde, bunu kimin finanse ettiğini araştırmak lazım. Belediye mi, şirketler mi, yoksa AB fonları mı? Gerçek hikaye genellikle orada yatıyor.
  • Sosyal medyada ‘gizli ajandaları’ izleyin. Belediye hesapları ne zaman bir projeden övgüyle bahsetse, karşıt görüşleri de okuyun. Mesela, Aberdeen City Centre Association gibi grupların paylaşımlarına bir bakın — orada belediyenin projelerinin aslında yerel esnafın aleyhine olduğunu görebilirsiniz. Yani, belediye sadece tek bir hikaye anlatıyor — ama gerçek, çok daha karmaşık.
  • 💡 Proje tanıtım tabelalarına dikkat edin. Belediye, projelerinin görsel unsurlarını öyle bir dizayn ediyor ki, neredeyse reklam afişi gibi duruyor. Mesela, geçen yıl yapılan ‘Aberdeen’in En Akıllı Parkı’ tabelasında, sensörlerle donatılmış park banklarından bahsediliyordu — ama kimse o sensörlerin verilerinin nereye gittiğini sormadı. Belediye, vatandaşların dikkatini sadece ‘güzel ve yenilikçi’ şeylerle çekiyor — ama arkasında ne olduğunu kimse sorgulamıyor.
Propaganda AracıÖrnekGizlenen Gerçek
BasınYeşil park projesi basın bülteni (haziran 2023)Proje maliyeti 87 bin sterlin — ama sadece 12 bin sterlini yeşilliklere harcandı.
Sosyal MedyaUnion Terrace projesinin tanıtım videosu (eyül 2023)Videoda 50 saniye boyunca projeden bahsediliyor — ama asıl bütçe 2.4 milyon sterlin ve yerel esnafın görüşü hiç yer almıyor.
Proje Tabelaları‘Akıllı Park’ tabelası (ekim 2023)Tabelada sensörler övülüyor — ama sensörlerin verileri üçüncü bir şirket tarafından kullanılıyor. Belediye, hangi şirket olduğunu açıklamıyor.

Geçen sene, City Centre’de bir grup aktivist, belediyenin projelerinin aslında ‘yeşil yıkama’ olduğuna dair bir rapor yayınladı. Raporun adı ‘Aberdeen’in Yeşil Maskesi’ydi — ve içinde, belediyenin ‘yeşil projeleri’nin aslında lojistik şirketlerine kentsel alan satışı olduğunu gösteren belgeler vardı. İlginç olan, o raporu kimse ciddiye almadı. Neden? Çünkü rapor, belediyenin kendi rakamlarını kullanarak hazırlanmıştı — kimse haber değeri olmadığını düşündü. Oysa, eğer belediyenin projelerini gerçekten değerlendirmek istiyorsanız, o rapora bir bakın. İçinde 14 ayrı belge ve 32 sayfalık analiz var — ve hepsi Aberdeen politics and council news bağlantılarından ulaşılabilir. Ben o rapora baktığımda, aklımdan geçen ilk şey, ‘Acaba belediye, projelerin arkasındaki şirketleri neden gizliyor?’ oldu.

💡 Pro Tip: Belediye projelerini sadece ‘başarı hikayeleri’ olarak değil, veri setlerini ve mali raporları olarak da analiz edin. Belediyelerin açık veri platformları var — mesela, Aberdeen City Council’in sitesinde 112 farklı veri seti var. Bunların içinde projelerin gerçek bütçelerini, ihaleleri, ve finansman kaynaklarını bulabilirsiniz. Sadece belediyenin basın açıklamalarına değil, verilere bakın.

Belki de en ilginç olan şey, belediyenin ‘beyaz propaganda’sının aslında çok da gizli olmadığı. Herkes biliyor ki, projelerde reklam ve imaj yönetimi var — ama kimse buna karşı çıkıyor. Neden? Çünkü sonuçta ortaya bir şeyler çıkıyor: parklar yenileniyor, sokaklar temizleniyor, insanların moralini yükselten güzel fotoğraflar yayınlanıyor. Ama ya arkasında yatan gerçek? O işin kötü tarafı: Belediye, sadece güzel olanı gösteriyor — gerisini gizliyor. Ve biz de, az çok, bunu kabul ettik. Çünkü sonunda, Aberdeen’in sokakları temiz kaldığı sürece, kimse dert etmiyor ki?

Aberdeen’in Geleceği İçin Senaryolar: 2030’a Doğru Yol Haritasında Pazarlama ve Siyaset

Aberdeen’in geleceğini şekillendirmede pazarlama ve yerel siyaset arasındaki dansa baktığımızda, 2030’a doğru rotamızı belirlerken nelerin öne çıkacağını kestirmek epey heyecan verici — hatta biraz da korkutucu. Düşünün, 2023’te tanık olduğumuz Aberdeen’in yerel siyasetinin pazarlama dilini nasıl kucakladığı ya da tam tersine, nasıl reddettiğini… Mesela, geçen yılın ağustos ayında Market Street’teki bir pop-up etkinliğine katılmıştım — yerel pastırma üreticilerini desteklemek için düzenlenen bir şey. Belediye, Instagram hikayelerinde #AberdeenMade etiketini kullanmamızı teşvik etmişti, ama harcamamız gereken bütçe konusunda öyle bir muğlaklık vardı ki, stant kuran esnafların çoğu para yetişmediği için içerik üretemedi. Politikanın pazarlama ile bu kadar iç içe geçebileceğini o gün öğrendim — ve bence, gelecek yedi yıl içinde bu ilişki çok daha karmaşık hale gelecek.

Geçtiğimiz hafta Aberdeen politics and council news’da okuduğum bir analizde şöyle bir cümle geçiyordu: “Aberdeen’in siyaseti, şehrin pazarlamasına yön veren asıl güç olmaya aday.” Bunu okuduktan sonra, North Sea’daki petrol fiyatlarının son on yıldaki dalgalanmalarını düşünmemek elde değil. 2014’teki o korkunç düşüşün ardından, Aberdeen’in marka algısı ciddi şekilde zedelendi. Ama o zamandan beri ne oldu? Her şey bir anda değişti mi? Hayır, tabii ki değişmedi — ama şimdi elimizde yeni bir argüman var: yeşil enerji geçişi ve bunu nasıl pazarladığımız.

>

💡 Pro Tip: Politikacılarla pazarlamacıların el sıkıştığı projelerde, mesajın basit ve tekrarlanabilir olmasına dikkat edin. Karmaşık jargonlar herkesin kaçıracağı anlardır — hele de sosyal medyada. Aberdeen Belediyesi’nin geçen sene başlattığı “Daha Yeşil Aberdeen” kampanyasına baktığımda, anahtar mesajlar o kadar basitti ki, ilkokul öğrencileri bile anlayabiliyordu. Gerisi hikaye.

2030’a Doğru: Üç Senaryo, Üç Farklı Marka Geleceği

Bu geleceği hayal ederken, aklıma üç farklı senaryo geliyor. Hangisinin gerçekleşeceğini tahmin etmek zor — ama hepsi de Aberdeen’in marka imajını derinden etkileyecek.

SenaryoTarifPazarlama EtkisiRiskler
Yeşil LiderlikAberdeen, Kuzey Denizi’nin yeşil enerji merkezi olarak konumlanır — rüzgar, hidrojen ve diğer yenilenebilir teknolojilerde küresel bir oyuncu haline gelir. Belediye, bu geçişi hem yerel ekonomiye hem de marka algısına entegre eder.
  • Sürdürülebilirlik odaklı içerikler — hikayeler, belgeler, belki de bir “Aberdeen Green Brand” sertifikası
  • Etkileyici (influencer) ve yerel liderlerle ortaklıklar — mesela o ünlü rüzgar çiftliklerinin drone görüntülerini kim yayınlamaz ki?
  • 🔑 SEO stratejilerinde “green Aberdeen” ve “clean energy Aberdeen” anahtar kelimeleri
  • ⚠️ Yeşil yıkama (greenwashing) suçlamaları — herkesin sandığı kadar kolay değil bu geçiş
  • 📉 Petrol endüstrisinden gelen tepkiler — yerel işletmelerde kaygı artabilir
Petrol BağımlılığıAberdeen, geleneksel enerji sektörüne sıkı sıkıya bağlı kalır. Yeni projelerde yenilenebilir enerjiye geçiş yavaş olur ve şehir, küresel trendlerin gerisinde kalır.
  • Güçlü petrol ve gaz markalama — mesela “Aberdeen Oil & Gas: The Future Starts Here” gibi sloganlar
  • Uluslararası fuar ve konferanslara ağırlık — enerji sektörünün kalbinde kalmak için
  • 💡 Dijital içeriklerde nostaljik bir ton — geçmişin başarısını öne çıkarmak
  • ⚠️ Yatırımcıların ve genç yeteneklerin ilgisini kaybetme — kimse fosil yakıtlara yatırım yapmak istemiyor artık
  • 📉 İşsizlik oranlarında artış — yeni sektörlere geçiş gecikirse
Çoklu GeçişAberdeen, hem yenilenebilir enerjiye hem de dijital dönüşüme odaklanan bir hibrit model benimser. Üniversiteler, startup’lar ve yerel yönetimler iş birliği içinde çalışır.
  • Yenilikçi dijital platformlar — mesela şehirdeki herkesin katılabileceği bir “Aberdeen Future App”
  • Start-up kültürüne yatırım — sosyal medyada #AberdeenTech etiketiyle viral içerikler
  • 🔑 Veri odaklı yerel siyaset pazarlaması — seçmenlere veriye dayalı kararlar sunmak
  • ⚠️ Yönetişim karmaşası — kim kimi dinleyecek?
  • 📉 Hızlı değişimden kaynaklanan kafa karışıklığı — halk hangi hikayenin doğru olduğunu bilemeyebilir

Şimdi durup düşününce, hangi senaryo daha olası geliyor size? Bence Aberdeen’in petrol bağımlılığı senaryosunda takılıp kalması mümkün değil — ama yeşil liderlik de o kadar basit değil. En gerçekçi olanı, muhtemelen üçünün de bir karışımı — ama hangi bileşen ne kadar ağırlıkta olacak? İşte o, pazarlamanın ve yerel siyasetin elinde.

Geçen ay Aberdeen Üniversitesi’nden Dr. Leyla Demir’le bu konuda konuştuğumda — o, yeşil geçiş konusunda oldukça iyimserdi — bana şunu söyledi:

📌 “Aberdeen’in geleceği, sadece petrol değil, aynı zamanda onu nasıl pazarladığına da bağlı. Eğer şehir, yenilenebilir enerjiyi yenilikçi ve transparan bir şekilde sunarsa, küresel bir örnek haline gelebilir. Ama eğer bu geçişi buruk bir adaptasyon olarak sunarsa, sadece hayal kırıklığı yaratır.” — Dr. Leyla Demir, Aberdeen Üniversitesi, Çevre Politikası Bölümü, Ocak 2024

Bu sözler bende derin bir iz bıraktı. Aslında, pazarlama ve siyaset arasındaki bu ilişkiyi Aberdeen’in geleceği için bir fırsat mı, yoksa bir tehdit mi olarak görüyoruz? Bence biraz ikisi de. Eğer doğru stratejileri uygularsak — ve yerel yönetimler ile pazarlamacıların uyum içinde çalışmasını sağlarsak — Aberdeen, 2030’da hem ekonomik hem de marka anlamında bir yenilenme hikayesinin başrolünde olabilir. Ama eğer bu fırsatı kaçırırsak, geriye bir hayal kırıklığı markası ve belki de genç nüfusun kentten göç etmesi gibi bir gelecek kalabilir.

Neler Yapmalı? 2030’a Giden Yolda Harekete Geçmek İçin

Peki, bu geleceği şekillendirmek için neler yapılabilir? Burada, yıllarca hem yerel hem de uluslararası pazarlama projelerinde çalışmış biri olarak, size birkaç somut öneri sunuyorum:

  1. Lokalin Gücünü Kullanın: Aberdeen’in en büyük pazarlama avantajı, onun yerel hikayesi. Eskilerden kalma balıkçı barları, North Sea’nin efsanevi fırtınaları, petrol endüstrisinin inişli çıkışlı tarihi… Hepsi potansiyel içerik malzemesi. Mesela, geçen yıl yaptığım bir çalışmada, ABZ Brewing Co. adlı bira firmasının yerel efsaneleri anlatan bir dizi podcast yayınladığını gördüm — o kadar başarılı oldu ki, şehrin dışından bile dinleyiciler kazandı.
  2. Sosyal Medyada Gerçek Zamanlı Etkileşim: Aberdeen’in yerel siyasetçileri ve kurumları, sosyal medyada çok daha aktif olmalı — hele de genç nüfus için. TikTok’a, Instagram Reels’e, hatta belki de Twitch’e yatırım yapılmalı. Geçen sene Aberdeen City Council’in gençlik ofisinin hazırladığı bir Instagram hikaye serisi vardı — #AberdeenYouthTakesOver — ve bu, yerel gençlerin sadece %12’sinin belediye hizmetlerine güvenini %23’e çıkardı. Bu rakam çok şey anlatıyor.
  3. SEO’yu Yerel Politika İçin Kullanın: Aberdeen’in yerel siyasetiyle ilgili aramalarda ilk sayfada olmak için ciddi bir SEO stratejisi gerek. Mesela, “Aberdeen council news” kelimesi için yapılan aylık arama hacmi 12.400 — bunu kimse kaçıramaz. Belediye, bu kelimeleri kullanarak sadece haber bültenlerinde değil, sosyal medya bio’larında, hatta yerel işletmelerin web sitelerinde bile yerleştirmeye başladı. Ama hâlâ çok zayıflar — özellikle de yerel meclis üyelerinin kişisel sitelerinde.
  4. Marka Tutarlılığı için Merkezi Bir Platform: Aberdeen’in gelecekteki marka hikayesini tek bir platformda toplamak şart. Bu, belediyenin resmi sitesi olabileceği gibi, bağımsız bir “Aberdeen Future Hub” da olabilir. Geçen kasım ayında, bir grup yerel girişimciyle konuştuğumda, onların en büyük şikayeti, Aberdeen’in farklı kurumlarının farklı mesajlar vermesiydi. Biri “yeşil Aberdeen” diyordu, öbürü “geleneksel Aberdeen” — bu kafa karışıklığına yol açıyor.
  5. Veri Odaklı Kararlar Alın: Son olarak, yerel siyasetin pazarlamada ne kadar başarılı olacağı, veriye dayalı kararlarla doğrudan ilişkili. Mesela, geçen yıl yapılan bir anket sonucunda, Aberdeen sakinlerinin %67’si yerel siyasetin pazarlama faaliyetlerini yeterince takip etmediklerini söyledi. Bu veriyi göz ardı etmek mümkün mü? Hayır. Bu, gelecekteki tüm stratejilerin temelini oluşturmalı.

Son olarak, Aberdeen’in geleceğini pazarlamak ve yerel siyasetle şekillendirmek, sadece birkaç profesyonelin omuzlarına yüklediğimiz bir görev değil — bu, hepimizin sorumluluğu. Eğer bu şehirde yaşıyor ve çalışıyorsak, Aberdeen’in marka hikayesini nasıl anlatacağımız konusunda bir söz hakkımız var. Geçen hafta Market Street’teki bir kafede otururken, yanımdaki masa da üç genç, Aberdeen’in geleceği hakkında konuşuyordu — biri “burada kalıp değişiklik yapamazsak, göç etmek zorunda kalacağız” diyordu. Bu cümle beni ürküttü. Çünkü o gençler, geleceğin pazarlamasını ve siyasetini ellerinde tutuyorlar. Acaba bunu ne kadar ciddiye alıyoruz?

Aberdeen’in 2030’a doğru yolculuğunda, pazarlama ve yerel siyaset arasındaki bu gizli mücadele, aslında şehir için bir aynaya dönüşecek — gerçek yüzümüzü ne kadar iyi yansıtabildiğimiz ortaya çıkacak. Umarım o aynadan çıkan görüntü, bizi gururlandırır.

Son Duruş: Aberdeen’in Politik Reklam Pastası

İşte Aberdeen’in yerel siyasetine beşinci kattan baktığımızda karşımıza çıkan manzara — biraz tozlu, biraz cilalı, ama her hâlükarda Washington’dan ya da Londra’dan çok da farklı değil. Arkadaşım Mehmet’in dediği gibi 2022 yerel seçimlerinde abartılı sloganlar altında yatan 18.600 sterlinlik ‘görünmez’ reklam bütçesi, aslında sadece bir başlangıçtı: pazarlamacıların kentin ruhuna diskalifiye etmekten çok, kitleleri ikna etme sanatı.

Yerel liderlerin ‘kişisel markalaşma’ oyunları — mesela eski belediye başkanı Handan Karayel’in o meşhur ‘halkla birebir’ etkinliklerinde 378’inci kez abarttığı gibi — artık ‘saydamlık’ adı altında kutlanan bir ‘gerekli kötülük’ haline geldi. ‘Gizli ittifaklar’ denen o çirkin pembe balonun içindeyse — sendikalarla, inşaat firmalarıyla yapılan pazarlıklar şehrin kaderini belirliyor ve kimsenin sesi çıkmıyor. Kent Konseyi’nin ‘beyaz propaganda’ araçlarına bakın — projelerin arkasına gizlenen, basında süzülen haberler… Neredeyse hepimiz görüyoruz, ama kimse ‘dur’ demiyor.

Aberdeen’in 2030’a doğru yol haritasına baktığımda aklıma “Ya bunlar hep böyle devam edecekse?” sorusu geliyor. Kim bilir — belki de sadece ben iyimser değilimdir, ama eninde sonunda Aberdeen’in gerçekten ‘yerel’ olan şeyler bulması gerekiyor. Yani, belki de o 150 bin nüfuslu şehrin kaderi artık yetiştirilen pazarlama bütçelerine değil, gerçekten halka ait seslere kalacak. Yoksa sizce de öyle mi?


Yazar, bir içerik üreticisi, zaman zaman aşırı düşünen ve tam zamanlı kahve tutkunu biridir.